Haberler

Turizm Dayanışma Vakfı Platformunda Yazılanlarla İlgili Açıklama

0 Yorumlar
328
19 Nis 2018

TURİZM DAYANIŞMA VAKFI PLATFORMUNDA YAZILANLARLA İLGİLİ AÇIKLAMA

Vakfımızın Değerli Üyeleri;

 Sosyal medya üzerinden bazı üyelerimizin, paylaştığı doğru olmayan yalan yanlış bilgilerine dayanılarak, maalesef bazı üyelerinde bugünlere nasıl gelindiğini ve neler yaşandığını bilmeden bu kişilerin paylaşımlarına yorumlar yaparak siz değerli vakıf üyelerimizin kafalarının karıştırılmasına sebep olmaları nedeniyle böyle bir açıklama yapma zarureti hasıl olmuştur. 

Vakıf üyelerimiz, Vakfımız ile vakfımızın şirketleri olan TURAŞ A.Ş. ve TURVAKEN Enerji Üretimi A.Ş.’yi bir birine karıştırmaktadırlar. Bunların hepsi ayrı birer tüzel kişilik olup, Yönetim Kurulları ve Denetim Kurulları ayrı ayrıdır. Hepsi ayrı mevzuata tabiidir. Bu hususun dikkate alınması gerekmektedir. 

Vakfımız; Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin, 07.02.1992 gün ve E:1992/96, K:1992/74 sayılı kararının, 03 Mart 1992 tarih ve 21160 sayılı Resmi Gazete de yayımlanması ile kurulmuş olup, Vakfa üye kabulüne ise, 01.05.1992 tarihinde başlanmıştır.

Vakfımız Resmi Senedine göre; Vakfın organları, Mütevelli Heyet, Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu’dur. Yönetim Kurulunun faaliyetleri, iş ve işlemleri her yıl düzenli olarak Denetim Kurulu tarafından denetlenir ve Denetim Kurulunca hazırlanan iç denetim raporu Mütevelli Heyetin onayına sunulur. Vakıf Resmi Senedi dışında, Vakfın dış denetimi ise, Vakıflar Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından periyodik olarak yapılmaktadır. Bunun dışında, denetim organı ve/veya komisyon oluşturulması yürürlükteki mevzuata aykırıdır.

Vakfımızca, 2003 yılı Nisan ayında üyelerimize Emeklilik Fonundan faizsiz borç verilmesi nedeniyle, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından Yönetim Kurulunun görevden alınması ve Vakfımıza kayyum atanması için dava açılmıştır. Yönetim Kuruluna açılan davanın kararı 2006 yılı Mayıs ayında Yargıtay’ca onanması üzerine, Yönetim Kurulunda bulunan 3 üyenin Yargıtay kararı ile üyeliklerinin sona ermesi ve 2 üyenin de istifa etmesi ile Yönetim Kurulumuz, yedek üyelerden ilk 5 üye, asil üyelik için davet edilerek tamamlanmış ve Hukuk mücadelesi verilerek, Vakfımıza Kayyum atanması engellenmiştir. 

Vakfın 2006 yılında banka hesabında 6.000.000 TL ‘si varken, TURAŞ’tan alınan kar payları ve faiz geliri ile 2010 yılında yaklaşık olarak birikimi 20.000.000 TL’ye çıkarılmıştır. Üyelere maddi destek sağlamak amaçlı Bireysel Emeklilik hizmeti için çalışmalar başlatılmış ve bu süreç yaklaşık 2 yılımızı almıştır. Bu çalışma ile Ülkemizde Hazine Müsteşarlığından ilk Bireysel Emeklilik iznini alan vakıf olduk. İlk etapta yedi yıllık birikim olarak aktarılan tutardan 2003 yılında verilen yaklaşık 8.600.00 TL borç tutarı düşüldükten sonra kalan tutar üyelerimiz adına Bireysel Emeklilik Sistemine aktarılmıştır. 

İkinci etap da ise dört yıl süre ile yapılan aktarım dâhil olmak üzere, ilk üyelere toplam da 32.175,00 TL, son üyelere ise, 19.164,00 TL, ayrıca tüm üyelere 2003 – 2016 yılına kadar toplam 8.705,00 TL Kurban Bayramı nedeniyle, karşılıksız sosyal yardım olmak üzere, bu zamana kadar ilk üyeye 40.880,00 TL son üyeye de 27.869,00 TL gelir sağlanmıştır. Buna karşılık ilk üyenin ödediği toplam aidat tutarı 3.583,00 TL, son üyenin ödediği toplam aidat tutarı da 3.400,00 TL’dir. 

Bugüne kadar, Vakfımızca verilen bu hizmetlerin, hiç alınmamış veya yokmuş gibi davranılmasının nedeni de anlaşılamamaktadır.

İkinci Bireysel Emeklilik Projesini başlatmak için, Ülkemizdeki tüm bireysel emeklilik firmalardan teklif alınmış ve en iyi teklifi veren BNP Paribas’la sözleşme imzalanmıştır. Üyelerimizin işlemlerine başladığımızda özellikle firmayı uyarmamıza rağmen, şirketin Ankara acentesi üyelerimizin AvivaSA’daki hesaplarını aktarma yapmak istememesine rağmen bazı üyelerimizin imzalarını taklit ederek Avivasa’daki hesaplarını kendi hesaplarına aktarmaya çalıştıkları öğrenilmiştir.

Bunun üzerine konu şirketin merkezine yazılı olarak ileterek bu durumda kendileri ile çalışamayacağımız bildirilmiştir. Ayrıca üyelerimizden birinin de savcılığa müracaatı olmuş ve bunun üzerine Savcılık gerekli işlemleri başlatmıştır. Vakıf olarak da bu şirketle bağımız koparılmıştır. Bu arada TURAŞ’tan kar payı alamadığımız için Bireysel Emeklilik işlemleri ertelenmek zorunda kalınmıştır. Üyelerden alınan aidatlar ise vakfımızca her yıl nemalandırılarak üyelerin hesaplarına aktarılmaktadır. Kaynak temin edildiğinde bireysel emeklilik işlemine devam edilecektir.

Vakfımızın 1 yıllık bilançosunda yer alan Genel Yönetim Gideri kalemi, sanki Yönetim Kuruluna ödeme yapılmış gibi gösterilmektedir. Muhasebe tekniğine göre bir başlık olduğunu dahi bilmeden ithamlarda bulunulmaktadır. Bu kalemin detayları

Çalışanların ücretleri : 141.220,00 TL

Avukatlık Hizmet giderleri : 64.900,00 TL

Muhasebe müşavirlik giderleri : 17.700,00 TL

Telefon giderleri         : 2.498,00 TL

Elektrik+su+internet+Doğalgaz : 5.702,00 TL

Bina aidat+İş.sağ.güv.+noter+top. : 3.317,00 TL

Banka havale gid.+vergi harç : 2.251,00 TL

Temizlik+kırtasiye matbuat : 1.509,00 TL

Amortisman         : 4.614,00 TL

TOPLAM                 : 243.711,00 TL  

Ölüm yardımı+Bireysel Em. Fonu Gid. : 57.533,52 TL

Genel TOPLAM         : 301.244,52 TL’dir.

 Evet bina bizim kira ödemiyoruz ama çadırda da kalmıyoruz. Vakfında, kapanmadığı sürece çalışırken yapılması gereken zorunlu harcamaların olduğunun bilinmesi gerekir. 

Vakıf senedi gereğince Yönetim Kurulunda görev alan 9 kişiye vakıf hesabından herhangi bir ödeme yapılmamaktadır. Ancak TURAŞ Yönetim Kurulunu oluşturan 4 vakıf üyesi ve 3 Bakanlık görevlisi ile TURAŞ İç Denetim Kurulunda görevli 1 vakıf üyesi ve 1 Bakanlık görevlisi, 399 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararına istinaden çıkartılan tebliğ hükümlerine göre ücret almaktadırlar.

Bu arada 2013 yılında göreve gelen bürokratlarca başlatılan ve vakıf ile TURAŞ’ı ele geçirme planı ile karşı karşıya kaldık. 

Vakıf yönetiminden istenilen;

1. TURAŞ‘daki hissemizin %1,5’luk kısmının satılması,

2. Yönetime verilecek 250 ismin vakfa üye kaydedilmesi, 

hususları Mütevelli Heyetçe iki defa reddedilmiştir.

Bunun üzerine, Bakanlık Bürokratlarınca;

1. TURAŞ’ın %80 gelirini oluşturan arıtmaların işletmesi TURAŞ’ın elinden     alındı,

2. Su kuyularına el konuldu.

3. Çay ocaklarının kapanmasına neden olundu.

4. TURAŞ’ın hesaplarına bloke koyduruldu,

5. TURAŞ’ın 2014 ve 2015 Yılları Genel Kurul Toplantısında, dağıtılmasına karar verilen kar payının ortaklara dağıtılmaması için DÖSİM Yöneticileri Mahkeme kararıyla hesaplara bloke koydurdular. Hesaplara bloke konulmasının Vakıf Yönetim Kurulu Üyelerinin Ağır Cezada yargılanmasıyla bir alakası bulunmamaktadır.

Buradaki amaç TURAŞ’ı ve dolayısı ile vakfı yok etmekti. Aslında açık açıkta “VAKFINIZI DA, TURAŞ’I DA BİTİRECEĞİZ” diyorlardı. 

Gelirinin çoğunluğunu kaybeden vakfın yaşaması için yeni gelir kaynağı bulmamız ve TURAŞ’ı da yaşatmamız gerekiyordu. 

Bu arada yasal mercilerde yapılan mücadeleyi hiç anlatmıyoruz. Buna ek olarak TURAŞ’taki görevli Bakanlık temsilcilerince “AYRILMA TEKLİFİ” geldi. Vakfımızca tekliflerini kabul ettik. Kendileri ayrılmak için dava açtılar, onu da kabul ettik. Ama bu seferde ipe un sererek işi uzatma yoluna götürdüler.

Tam bu sırada Güneş Enerji Santrali için TURVAKEN A.Ş.yi kurduk. Güneş Enerji Santrali kurulması kararı aldık. Ancak proje aşamasında ve kredi temini aşamasında beklenmedik ve tahmin edilemeyecek kadar engellerle karşılaştık. Bütün şirketlerin yaptığı gibi bankalara kredi müracaatında bulunduk. Önümüz kesildi. Mecburen vakfın kaynağından projenin %38’ini karşıladık. İş bitikten sonra bir banka bize 3 Milyon TL kredi verdi. Santralimiz üretime başladı. İlk verilere göre, aylık ortalama gelirin 85.000,00 TL ile 90.000,00 TL arasında olacağı tahmin edilmektedir. Amaç ilk etapta vakfı yaşatmaktı.

Aynı şekilde TURAŞ için de üç şirkete ait 10,4 Megavat GES 11 adet çağrı mektubu ve arsalarının alımı için protokol yaptık. Vakfa yaptığımız GES’in 10 katı. Yani geliri ne olacaktı ortalama yıllık 10 Milyon TL. Bu gelirin yarısı da DÖSİM’in olacaktı. Bu alımın noter aşamasında ortağımız DÖSİM hesaplara bloke koydurdu. Ayrıca TURAŞ’daki Vakıf Temsilcilerine bu satış işlemi nedeniyle dava açtı. Satış ile ilgili Protokol hükümleri yerine getirilemediği için herhangi bir ödeme yapılmamıştır. İki yıldan bu yana da bu şirketlerin tedbir kararı nedeniyle herhangi bir faaliyeti bulunmamaktadır. 

Satın alınan 3 adet şirkete ait 11 adet çağrı mektubu alınırken ödenecek bedelin değeri GES Uzmanı Solis firmasının raporuna göre Megavat başına 100.000-140.000 Euro olduğu belirlenmiştir. Yapılan satış işleminin Yasalara uygun olduğu, satış için hiç ödeme yapılmadığı hususları hep birlikte değerlendirildiğinde yapılan işlemin doğru olduğunu göstermektedir. Söz konusu satış bedeli çağrı mektupları ile arsaların bedeline karşılıktır. Şirketlerin değeri ile bir ilgisi yoktur. İşte bizler TURAŞ’a  yeni bir gelir kapısı ararken Bakanlık Bürokratları bu konuda Ağır Cezada yargılanmamızın sebebi olmuşlardır. Söz konusu Şirketlerin sorumluları herhangi bir ücret almamaktadır.

Vakfımızca kurulan TURVAKEN A.Ş.’nin tüm hukuki işlemleri, yazışmaları, muhasebe kayıtları gibi işlemleri vakfın görevlileri tarafından ücretsiz yürütülmektedir. Yönetim Kurulu da ücret almamaktadır. Bu Şirketin sadece 1 bekçisi santral da görev yapmakta ve ücret almaktadır. Ayrıca santral işletim ve kontrol hizmeti satın alınmaktadır.

Diğer bir konu TURVAKEN A.Ş’ye alınan arsalar, Genel Kurulda detaylı bir şekilde anlatılmış olup iki parsel 26 dönümdür. Eğer iddia edildiği gibi dört parsel olsa tapu satışında görülmez mi? TAPU SATIŞ KAYITINDA İKİ PARSEL İÇİN İŞLEM YAPILDI. DÖRT PARSEL OLSA İDİ ORADA DA GÖRÜLMESİ GEREKİRDİ. 

TURVAKEN Yönetim Kurulu Kararında 2 parsel, tapudan satış 2 parsel olan bu arsalar kayıtlarda mevcuttur. İmar geçtikten sonra bizim iki parselin toplamı 34 dönüm oldu. Yani biz yan parselden yer sağladık.

Bu konular tekrar platformda yayınlayarak hakarete varan suçlama yapıldığı ve üyeliği iptal edilen şahsın kasıtlı telefon görüşmesini ileri sürerek söylediklerine itibar edilmesi, Genel Kurulda açıklananlardan sonra yalancılıkla suçlanan kişinin söyledikleri daha sonra tekrar gündeme getirilmesi şaşırtıcıdır. 

Sosyal medyada yer alan konular 2010 yılında Vakıf Yönetim Kuruluna, 2011 yılında TURAŞ Yönetim Kuruluna, 2014 yılında TURVAKEN kurucu ortağı ve Yönetim Kurulu üyesi olan ve Vakıf üyeliği sona eren asılsız iddia sahibi Salih YAVUZER’in, hazırlayıp, Vakıf üyelerine ve Mütevelli Heyet Üyelerine gönderdiği beş sayfalık yalan, yanlış ve yanıltıcı bilgiler içeren, imzasız yazısından kaynaklanmaktadır.

Adı geçen şahısla ilgili olarak 2016 yılında, Vakfımıza bir Bakanlık oluru ulaşmıştır. Bu Olur’da adı geçenin, Ülkemize ve milletimize zarar veren FETÖ  grubu içinde yer aldığı belirtildiğinden konu, Vakfımız Hukuk Müşavirine iletilmiş ve görüş talep edilmiştir. Hukuk Müşavirinden alınan görüşte, bu kişinin TURAŞ Yönetim Kuruluna gönderilmesinin Vakfın geleceği açısından tehlikeli olacağı belirtilmiştir. 

Bunun üzerine, 2017 yılında TURAŞ Yönetim Kuruluna gönderilmeyen malum şahıs, Yönetim Kurulu toplantısında  “ben araba aldım, kredimi Yönetim Kurulu ücretine göre ayarlamıştım.” demek suretiyle kendisinin TURAŞ yönetiminden ayrılmaması gerektiğini belirtmiştir. Bu süreye kadar hiçbir kararda şerhi ve itirazı olmamasına ve görev aldığı Yönetim Kurullarında tüm arkadaşları ile uyumlu bir şekilde görev yapmasına rağmen, bu dönemden sonra, Vakıf ve TURVAKEN Yönetim Kurullarında huzursuzluk çıkararak aslı astarı olmayan ve hiçbir şekilde belgeye dayanmayan iddialar ileri sürmüştür. 

Buradan da anlaşılacağı üzere adı geçen şahıs için ne Vakıf’a ne de TURAŞ’a bir zarar gelebileceği hiç önemli değil önemli olan kendi menfaatleridir.

Adı geçen, TURVAKEN’e alınan arsaların Yönetim Kurulu Kararında ve tapu kayıtlarında ve TURAŞ’a alınan GES Şirketleri Yönetim Kurulu Kararlarında da imzası bulunmakta olup, tüm bu gelişmelerden bilgi sahibidir.

Bu olaydan sonra, adı geçenin ileri sürdüğü iddiaların incelenmesi için konu Yönetim Kurulumuzca, Vakfımız Denetim Kuruluna aktarılmıştır. Vakfımız Denetim Kurulu, yaklaşık iki aylık bir süre içerisinde, Vakfımız ve TURVAKEN Yönetim Kurulu üyeleri ile ayrı ayrı görüşmüş ve ifadelerine başvurmuş ve Vakıf ve TURVAKEN’in kayıtlarını ve iddiaları inceleyip bir rapor halinde Yönetim Kurulumuza ulaştırmıştır.

Denetim Kurulunun inceleme Raporunda, adı geçenin, ileri sürdüğü iddiaların hiçbir şekilde sübut bulmadığının (yani ortaya çıkmadığının), söz konusu davranışları ile Vakfın ve TURVAKEN A.Ş.’nin Yönetim Kurullarında çalışma ortamını bozduğu, Yönetim Kurulu Üyelerinin çalışma motivasyonlarını düşürdüğü, adı geçenin bu davranışlarının Vakfın ve Şirketin çalışmalarını olumsuz etkilediği kanaat ve sonucuna ulaşıldığı belirtildiğinden, Vakıf üyeliğinden çıkarılmasına karar verilmiştir. Yönetim Kurulumuzun aldığı bu karar da, Mütevelli Heyetince onaylanmıştır.

Salih YAVUZER ile ilgili bu bilgilerin, Mütevelli Heyet Toplantısında açıklanmasından sonra, sosyal medyada yalan yanlış ve iftiraya dayalı bilgileri internet ortamında paylaşan Ertuğrul URALLI, Salih YAVUZER’e, dönerek toplantıya katılan tüm üyelerin duyacağı ses tonu ile “alçak, yalancı, seni kınıyorum, seni protesto ediyorum.” dedikten sonra toplantının sonunu beklemeden salonu terk ederken, Divan Başkanı ve Vakıf Başkanı “nereye gidiyorsun daha oylama var” dediklerin de, Ertuğrul URALLI, “ben oyumu, bu üyenin, üyeliğinin sonlandırılması ve yönetimden de ayrılması yönünde kullanıyorum” diyerek toplantı bitmeden salonu terk etmiştir. Toplantı sonunda böyle bir ifadeyi kullanan bir kişinin daha sonra sosyal medyada bu kadar yalan yanlış bilgilerle üyelerin kafasının karıştırılması ve bazı çevrelerde vakfı gündeme getirmesi de bizlere biraz manidar geliyor... sözüm ona Vakfın menfaatlerini düşündüklerini söyleyen bu kişilerin yaptıkları Vakfın iyiliğini ve geleceğini düşünen bir üyenin yapacağı şeyler değildir.

22.02.2018 tarihli Mütevelli Heyet toplantısında, Yönetim Kurulu Başkanı Muzaffer YAVUZ söz alarak, bu iki şahısça sosyal medyada ve isimsiz olarak vakıf üyelerine mektup şeklinde gönderilen iddialarına ve sözünü ettiği konulara bir saatten fazla görüntülü olarak belgeleriyle anlatarak bilgi vermiştir. Buna rağmen sosyal medyada toplantıya ait 4 adet video yayınlanmıştır. Ancak her nedense Başkanın açıklamalarına yayınlanan videoda yer verilmemiştir.

Yukarıda anlatıldığı üzere üyelikten çıkarılan asılsız iddia sahibi Salih YAVUZER’in imzasız yalan, yanlış, aslı astarı olmayan, belgeye dayanmayan iftiralarına itibar edilerek, sosyal medyada Vakfımıza zarar verecek şekilde yöneticilere iftira atılması anlaşılamamıştır. Eğer yasadışı bir şey var diyen var ise hukuki yollara başvurmasını, yoksa yönetime iftira atanların bunun karşılıksız kalmayacağını bilmeleri gerekir.

Saygılarımızla,

YÖNETİM KURULU

0.0
Son Güncelleme: Perşembe 19 Nisan 2018 17:03
İlgili Makaleler: SOSYAL MEDYADA, ERTUĞRUL URALLI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN VAKFIMIZIN PERSONEL VAKFI OLDUĞU İDDİASIYLA Önemli Açıklama
Açıklama Turizm Dayanışma Vakfı Platformu facebook

Henüz bir yorum yapılmamıştır... İlk olmak ister misiniz?

Bir yorum da siz bırakın

Eposta adresiniz gösterilmeyecektir